TÜRKİYEM

14/5/2007 - İŞTE VATAN EVLADI

TIKLAYIN VE SEYREDİN ÇOK ANLAMLI                http://www.youtube.com/watch?v=m5ld6gxGA6o           

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/4/2007 - BUGÜN TÜRKLÜK İÇÜN NEYLEDİN GARDAŞ?

Memleketin hali pare paredir
Bugün Türklük içün neyledin gardaş
Uygur Türkmen içimdeki yaredir
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Ahval ve şerait menfiye doğru
Akar gelir üstümüze hep uğru
Tek birşey sorarım budur o soru
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Bu sözümü sakın yanlış anlama
Sana ne deyipte beni dağlama
Söyle gardaş söyle sakın utanma
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Türk'ün Türk'ten gayri dostu mu var ki
Bize bizden gayri kimler ağlar ki
Kabir de sualin farzet budur ki
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Tufanı yaratmış IRKIN evladı
Unutma mazini aslın BOZKURTTU
ATATÜRK düşüne girip sorsaydı
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Koskoca bir dava önünde işte
Senin işin nedir bu bed gidişte
Ağlıyor TÜRKELİ ağlıyor işte
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Haddim değil hesap sormak efendim
Budur benim gamım tasam kederim
Arkadaş bir düşün budur sualim
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Git davanı dünyalara ilan et
Oku çoğalt okut tanıt isbat et
Artık Türkü alemlere sultan et
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Hergün bir ŞEHİT al bayrağa sarılı
Analar babalar bacılar yaslı
Bir daha sorayım sana sualı
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Tanrı Türkü Türesini Korusun
İlini yurdunu TURAN buyursun
Düşün gardaş düşün sen ne edersin
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

BAŞBUĞUM ATATÜRK böyle buyurdu
Senden olmayana inanma dedi
Dün gece düşünde KÜRŞAD DA sordu
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Geçmişi unutma köksüz kalmazsın
Gayri yetim gayri öksüz kalmazsın
Damarındaki kan cenksiz durmazsın
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Kaçma sen kaçtıkça çakal yürüyor
Bozkurt Otağında itler ürüyor
Bozkurt bana daim bir sual soruyor
Bugün Türklük içün neyledin gardaş

Aşık Turani der yaşım yirmidir
Ekmeğim katığım tüfenk mermidir
Hücceti delilim akan kanımdır
BUGÜN TURAN İÇÜN NEYLEDİN GARDAŞ

''TANRI TÜRKÜ, TÜRESİNİ, TÜRKÇESİNİ, TURANINI KORUYACAKTIR

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/4/2007 - ATAMIZIN KURAN-I KERİM'E SAYGISI

Atatürk'ün Kuran-ı Kerim'e duyduğu derin sevgi ve saygısı, İslam dininin en saf şekliyle yaşanmasına olan inancı onun dindar yönünü her dönemde ortaya çıkarmıştır. Her zaman gerçek din ile batıl inançlarla dolu gericiliği net biçimde ayıran Atatürk, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan, Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk Milleti'ne, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiş. Allah'a yönelmede Hz. Muhammed'i rehber göstermiştir:

"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler." (Atatürk, Nedim Senbai, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., s. 102, 1979)

Hz. Muhammed'i överek O'nu kendisine örnek alan Atatürk, Hz. Muhammed'in peygamberliğine kesin olarak iman etmişti. Hz. Muhammed'e duyduğu hayranlığı ve O'nun peygamberliğini heyecanla anlattığı bir sırada yanında bulunan M. Şemseddin Günaltay, Ata'nın o anki halini şöyle anlatmıştır:

"... Atatürk'ün denizlerden renk alıp renk veren gözleri, masanın üzerinde serili haritaya dikildi ve beni kolumdan tutarak masanın başına çekip parmağını bir noktaya dikti. Bu, kendi elleriyle çizdikleri bir askeri harita idi ve Hz. Muhammed'in büyük Bedir Cengi'ni adım adım gösteriyordu. Hz. Muhammed'e ve O'nun peygamberliğine kadar, büyük askeri dehasına hayran olan eşsiz Sakarya Galibi, Bedir Galibi'ni göklere çıkarırken, "O'nun Hak Peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar" diye heyecanlandı.

Ata'nın son sözü şu olmuştu:

- Hz. Muhammed'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir meydan muharebesinde kazandığı zafer, fani insanların karı değildir, O'nun Peygamberliğinin en kuvvetli delili işte bu savaştır. (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.28)

Atatürk"ün Hz. Muhammed'e duyulacak sevgiyi tarif ettiği sözleri ise şöyledir:

"Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, s. 4)

Atatürk, dinimizin tam anlamıyla ve aslına uygun olarak yaşanmasını ve milletimize doğru, modern, hurafelerden arındırılmış bir din anlayışını benimsetmeyi hedeflemiştir. Hiçbir aşırılığa kaçmadan, Kuran'ın modern bir dünyayı tarif ettiğini çok net biçimde özümsemiştir.

Açıkça anlaşılmaktadır ki, gerçek manada dindarlık, heyecanlı fanatiklerin, tutucu, kapalı görüşlü kimselerinkinde değil; Atatürk'ün tarif ettiği ılımlı, insancıl, modern yapıda kendini göstermektedir.

Büyük Atatürk'ün, İslam dinini, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O'nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir.                                           NOT:Bu yazıyı bir form köşesine bir kardeşimiz yazmış çok hoşuma gitti sizlerle paylaşmak istedim.

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/3/2007 - özlü sözler

Birisine seni seviyorum deme fırsatını asla kaçırma.
— Yılda en az bir kez güneşin doğuşunu seyret.
— Sıkı tokalaş.
— İnsanların gözlerinin içine bak.
— İlk önce sen merhaba de.
— Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun.
— Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran.
— Yeni arkadaşlar edin ama eskilerin de kıymetini bil.
— Sevinçleri erteleme.
— Sevdiklerine küçük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap.
— Sana uzatılmış bir eli daima kabul et.
— Hatalarını kabul et.
- Cesur ol. Değilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz.
— Dinlemeyi öğren. Bazı fırsatlar kapıyı hafif tıklatır.
- Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur.
— Herkesin önünde öv, eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.
— Biri sana sarıldığında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle.
— Sırt üstü uzan ve yıldızlara bak.
- Köprüleri atma. Aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacağına şaşıracaksın.
— Sevginin gücünü asla küçümseme.
— Yeterli zamanım yok deme, Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein'in da günleri 24 saatti.
— Keşke sözcüğü yerine, bir dahaki sefere demeyi dene.
- Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme.
— Sevgiline önce çiçeği yolla nedenini sonra bul.
— Aynı hatayı iki kez yapma.
— Olabildiğinden fazla sevecen ol.
— İnsanlara üçüncü bir şans verme ikide kal.
— Tanıdığın en olumlu ve coşkulu insan sen ol.
- Tartışmayı bilmeyenler kavga ederler.
— Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir.
— Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.
— Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları biraz çoktur.
— Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek bir şeyi yoktur.
— Büyük mutluluklar, büyük acıların yanı başındadır.
— Senden iyilere yerini vermesini bil.
— Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır.
— Küçük insanların büyük gururları olur.
— Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir.
— Düşünmeden öğrenmek vakit kaybetmektir.
— Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir.
— Kazanacaklarına inananlar kazanırlar.
— İnsan olmayan, insanın değerini bilmez.
— İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes.
— Madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma.
— Parmak ay'ı gösterdiği zaman, parmağa değil ay'a bakmak gerek.
— Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir.
— Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz.
— Kötü haberlerin kanatları vardır. İyi haberlerin ise ayakları dahi bulunmaz.
— Yeryüzü taşla doludur. Ama pek azı boyunlara kolye olur.
— En önemli vazifemiz; kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırmamızdır.
— Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar.
— Pencereden bakan dışarısını görür, pencereye bakan ise camın kirini.
— Meyvesi çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?
— Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir.
— Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar.
— Başkalarını avutmakla kendi acılarını unutursun.
— İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar.
— Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir.
— Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeğe çalışmak faydasızdır.
— Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde hiç kimse istediğini yapamaz.
— Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.
— İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir.
— Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir.
— Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı.
— Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır.
— Sevgililer, güzelliğe zamanla alışıp onu gözleriyle değil duygularıyla görmeye başlarlar.
— Kalbin, mantığa sığmayan ayrı bir mantığı vardır.
— Alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir.
— Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır.
— Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de kini de azaltır.
— İyi olmak istiyorsan kötü olduğuna inan.
— Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır.
— En çabuk kuruyan şey gözyaşıdır.
— Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsanız tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek istiyorsanız methedin.
— İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir.
— Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir.
— İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlandığında anlar.
— Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz.
— Beklemeyi bilen insan her şeyi elde edebilir.
— Cesaret ölmek değil yaşamakla ölçülür.
— Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.
— Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir.
— İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar.
— Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/3/2007 - Milli Birliğin Ahlaki Kaynakları

"Efendiler, Allah Bir'dir, büyüktür. Kur'an bir Kitab-ı Ekmel'dir. Cenab-ı Peygamber Hatemül Enbiya'dır."

"Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur."

"Milli sınırlarımız içinde hür ve bağımsız yaşamak istiyoruz. Bu meşru emelimizi elde etmek için uğraşıyoruz. Şu kutsal mücadelede milletimiz, islamın kurtuluşuna, dünya mazlumlarının refahının artmasına hizmet etmekle iftihar etmektedir" (1921, SD, II, s. 19)

Milli birlik şuurunun, sorunların çözülmesi ve güçlü bir devletin oluşturulması açısından ne kadar önemli olduğunu, Atatürk'ün bu konuya ne kadar önem verdiğini ve bugüne kadar yaşadığımız sorunların büyük bir kısmını çözmede ne kadar etkili olduğunu gördük. Burada milli birlik şuurunu sağlayan, vatan sevgisi, fedakarlık, itaat, dürüstlük gibi ahlaki unsurların ortaya çıkması için gerekli olan şartlara da bakmak gerekmektedir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, bir toplumda kişisel çıkarlar ön plana çıktığında, yasaları çiğnemek, devlete karşı gelmek yaygın bir hale gelirse, yasadışı kişiler muteber hale gelirse, devletle çatışanlar destek görürse, orada vatan sevgisinden, devlete bağlılıktan da bahis edilemez. Bu tür bir yozlaşmada ahlaki değerlerin, terbiyenin yerini bu kötü hasletler alır.

Sözünü ettiğimiz terbiyenin ve ahlakın temelinde ise dini inançlar yatar. Nitekim Cumhuriyetimiz'i kuran Büyük Önder Atatürk, "Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" diyerek bu gerçeği açıkça ilan etmiştir.

Bilindiği gibi bir toplumda huzur ve sükunet, o toplumdaki insanların devlete ve onun tüm birimlerine gösterdikleri itaat, saygı ve güvenle sağlanabilir. Ayrıca vatandaşlarda milli birlik ve beraberlik şuurunun oluşabilmesi için, İslam dininin bu konudaki emirleri ve tavsiyeleri doyurucu bir şekilde anlatılmalı ve öğretilmelidir. Bu sayede vatan sevgisi, fedakarlık, itaat gibi kavramların dini kaynakları her Türk vatandaşı tarafından idrak edilecektir.

İnananların itaatli davranması, bulundukları yerde bozgunculuk çıkarmamaları, birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri, fedakar ve güzel ahlaklı olmaları Kuran'da özellikle uyulması gereken üstün ahlak özellikleri olarak teşvik edilmiştir. Hurafeler ve geleneklere itibar etmeden, Kuran'da tarif edilen bu ahlak kurallarına göre yaşayan vatandaşların oluşturduğu bir toplumda, en büyük huzur, güven ve istikrar ortamını yaşamakla mümkün olacaktır.

Bu ahlak özellikleri Allah tarafından Kuran'da şu şekilde belirtimiştir:

… Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. (Bakara Suresi, 60)

O, iş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi, 205)

Düzene konulması(ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın... (Araf Suresi, 56)

… Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız. (Araf Suresi, 85)

Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez. (Kasas Suresi, 77)

Yukarıda sayılan ayetlerle birlikte, Kuran'ın her ayetinde insanlar iyiliğe güzelliğe yöneltilir ve kötü ahlak özelliklerinden uzaklaştırılır. İsyan, hile, yalan, şiddet, zulüm, hırsızlık gibi sağlıklı bir toplumun düşmanları olan kötü ahlak özelliklerinin uygulanması men edilir.

Kuran'da anlatıldığı şekliyle uygulandığı takdirde, İslam dini, toplumda huzurun, barışın ve güvenin en önemli kaynağıdır. Atatürk, bu saf dinin anlaşılması ve uygulanması için büyük çaba göstermiş, Kuran'ın tefsirini yaptırmış ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ancak her dönemde dini yanlış bir şekilde yorumlayan, Kuran dışı kaynakları referans alan veya çıkarları doğrultusunda kullanan kişiler toplum için zararlı örnekler olmuşlardır. Halbuki Kuran ayetlerini okuyan bir insan bu yanlış yorumları ve uygulamaları gerçek dinden kolayca ayırt edebilmektedir.

"Efendiler, bir fikri daha düzeltmek isterim. Milletimizin içinde gerçek din adamları, din adamlarımız içinde de milletimizin hakkıyla iftihar edebileceği bilginlerimiz vardır. Fakat bunlara karşı hoca elbisesi altında gerçek ilimden uzak, gereği kadar öğrenmemiş, ilim yolunda gereği kadar ilerlememiş, hoca görünüşlü cahiller de vardır. Bunların ikisini birbirine karıştırmamalıyız. Seyhatlerimde birçok gerçek aydın din bilginlerimizle temas ettim. Onları en yeni ilmi terbiyeyi almış, sanki Avrupa'da tahsil etmiş bir seviyede gördüm. İslamiyet ruhu ve hakikatlerini bilen din adamlarımızın hepsi bu olgunluk derecesindedir"

Kuran ahlakı, yanlış uygulamalarla asla karıştırılmayacak kadar farklıdır. Bu ahlakın yaşanması ve yaygınlaşması, toplumun mutluluğu ve refahı için sayısız fayda taşımaktadır. Bu ahlakı yaşayan her kişi topluma örnek bir insan ve vazifelerini yerine getiren örnek bir vatandaş olacaktır.

Devletin her kesiminde sorunlar yaşatan, devletin askerine, polisine saldıran, hainlerle işbirliği yapan, devleti soymak için elinden geleni yapan kötü örneklerin tersine, Kuran'da tarif edildiği şekilde inanan ve davranışlarını bu kaidelere göre tanzim eden insanlar, devletini, vatanını, bayrağını büyük bir aşkla seven, gerektiğinde onların uğruna canını feda etmekten çekinmeyen, şehadeti yaşamaktan kıvanç duyan insanlardır.

Allah korkusu ve sevgisi bu kişilerin bütün davranışlarına tesir edecek, yanlış davranışlara bir engel, iyi davranışlara bir teşvik meydana getirecektir. Bu kişiler devletine, vatanına, bayrağına isyan etmeyecek çünkü bozgunculuk ve isyanın yanlış olduğunu bilecektir. Çıkarları için kanunsuz yollara başvurup kara paranın peşinde koşmayacak, devletini soymaya kalkmayacak, vergi kaçırmayacaktır, çünkü hırsızlığın haram olduğunu ve bunun hesabını ahirette vereceğini bilecektir. Diğer insanlara ve bütün yaratıklara zarar vermekten, şiddet gösterisi yapmaktan kaçınacaktır, çünkü bütün varlıkları Allah'ın yarattığını, bu yaratıklara zarar vermenin yanlış olduğunu bilecektir.

Devletine, milletine karşı sevgi dolu, insanlara karşı hoşgörülü, hiçbir fedakarlıktan kaçmayan bir insan olacak, yaptığı iyi davranışların ve fedakarlıkların karşılığını beklemeyecek, maddi çıkar elde etmek için iyilik yapmayacaktır, çünkü bütün yaptığı işleri Allah'ın rızasını kazanmak için yapacak ve bunların karşılığını öbür dünyada alacağını bilecektir.

Devlete isyan edenlere, millete zarar verenlere, hırsızlara, teröristlere karşı her zaman devletinin yanında olacak, bu uğurda her türlü mücadeleyi yapmaktan ve gerekirse canını vermekten kaçınmayacaktır.

Her türlü sorunu huzur ve barış ortamında halletmek, uzlaşmacı, uzlaştırıcı olmak, milletine sıkıntı verecek davranışlardan kaçınmak söz konusu kişilerin karakterlerinin en önemli prensiplerinden olacaktır.

Böyle üstün bir ahlaka sahip vatandaşların oluşturduğu bir toplumda, milli birliği sağlamak, beraberlik şuurunu yerleştirmek için fazla uğraşmaya gerek kalmayacaktır. Zira bu özellikler otomatik olarak devreye girecektir. İnanan, Allah'tan korkan bir insana, "İsyankar olma! Vergi kaçırma ! Devleti soyma!" demeye gerek yoktur. İnsanlara iyiliği anlatmanın, kötülüğü engellemenin bir farz olduğunu bilen bu insanlar gönüllü birer öğretmen, birer polis, birer asker olarak, devleti parçalanmaz ve güçlü kılan unsurların tebliğcisi, devleti yok etmeye, zarar vermeye yönelik davranışların engelleyicisi olacaklardır.

Kuran ahlakına sahip insanlar aynı zamanda her türlü batıl düşünceye karşı aklın ve bilimin yanında yer alacak, toplumda eğitim imkanlarının artması için ellerinden geleni yapacaklardır. Cahilliğe ve bağnazlığa karşı, Kuran'ın öncülük yaptığı bilimin takipçisi olacaklardır.

"Hangi şey ki akla, mantığa, toplum çıkarına uygundur, biliniz ki o dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin çıkarına, İslam'ın çıkarına uygunsa kimseye sormayın. O şey dindir."

Kuran'da tarif edilen ahlak anlayışına göre yaşayanlar, tarih boyunca vatanını, bayrağını savunan, milleti için her türlü fedakarlığı yapan insanlar olmuşlardır. Her türlü sıkıntı ve zorluk anında devletine, ordusuna en büyük desteği veren, bunu hiçbir karşılık beklemeden, sadece inançları gereği yapanlar da yine bu kişilerdir. Bütün bu örnekler bize gösteriyor ki, din sayesinde insanlar üstün ahlak özellikleri kazanmaktadırlar; bu özellikler devletin varlığı açısından büyük önem taşımaktadırlar. Dinsiz bir dünya görüşüne sahip bireylerin toplumda yaratacağı ayrılık, şiddet, çatışma gibi menfi davranışlar devleti felakete götürmeyi amaçlamaktadır. Din, bunun tam tersine, insanlara itaat, fedakarlık, sevgi gibi üstün meziyetler kazandırarak devletin geleceği açısından büyük bir güven ve huzur kaynağı olacaktır.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Arkadaşlar merhaba bu bloğa lütfen içinde vatan millet sevgisi olmayanlar girmesin çünkü hiç bir şey anlayamazlar.İlginize çok teşekkür ederim. ŞENER

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
TÜRKOĞLU 57

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım

turkkceegitimi
xerab
davlaturi